in

Hava Nemli ve…

– NEM VAR KUZUM?
– BUNALDIM AYOL! HAVA PEK DE NEMLİ!
İnsanların doğru sandığı yanlışlardan biri de havanın çok sıcak olduğu günleri çok nemli sanmasıdır. Veya tersi, çok nemli olduğunda çok sıcak sanması…

Bugünlerde yeniden cehennemi sıcaklıklarla karşılaşacağız, en azından İstanbul için. İstanbul’un uzun yıllar ortalamalarına göre en sıcak günleri temmuzun son 10 günü ile ağustosun ilk 10 günü.

Bu yazımızı gerçekte nemin ne olduğuna, nemin sıcaklığa etkisine ve nem ile sıcaklık birlikteliğinin nasıl bir kaos ve çekilmez bir şehir hayatı doğurduğuna ayıracağız. Çoğul kullanıyorum çünkü sizinle birlikte düşünerek yazıyorum. Ben sizinle düşünürken siz de benimle birlikte düşünün tabi… Dilerseniz yorum da katabilirsiniz.

İstanbul gibi 6 tarafı denizlerle, iç tarafı betonla çevrili bir kent için (sıcak+deniz)x(beton+asfalt)=bunalma, sıyırma, psikopata bağlanma, yorgunluk, halsizlik, hayattan bıkma ve sonrasında ‘Yaşamın anlamı nedir, ben bu dünyaya neden geldim?’ gibi kaosun felsefî yanını keşfetmeye varan ruh haline doğru giden bir denklem doğurur.

Nem, havadaki su buharıdır. Yani suyun gaz halidir. Hani çaydanlıkta kaynayan sudan çıkan buğu vardır ya… İşte o, nemdir. Nemin diğer bir adı da rutubettir. Aslında atmosferdeki her türlü suya (katı, sıvı, gaz halde) nem denebilir. Yani öyle sihirli olağan üstü, bizi çileden çıkaran bir nesne değil, sadece atmosfere karışan sudur.

Peki, su ısıtır mı soğutur mu? Cevabı çok basit, siz de bilirsiniz ki sıcaksa ısıtır, soğuksa soğutur. Mesela yazın soğuk duş aldığınızda serinler ferahlarsınız. Bir yeriniz darbe aldığında su torbasını buzdolabına koyar, donduktan sonra yaranıza basarsınız. Hastalandınız mı sıcak su torbasını yatağınıza koyarsınız vs vs…
İşte, nem madem su ise o da su gibi sıcaksa ısıtır, soğuksa soğutur.

“Tamam hocaa, anladım da nemli hava neden çok sıcaktır?” (Kıl olurum bana ‘hocaa’ diye hitap edilmesine de, hadi neyse…)

Acele etme, nedenini daha kolay anlamak için biraz daha açıklama yapacağım.
Nemli hava, soğuk günlerde havanın ‘daha soğuk’, sıcak günlerde havanın ‘daha sıcak’ hissedilmesine neden olur. Dikkat ederseniz burada “hissedilmesine” dedim, yani termometrenin ölçemeyeceği bir histir, bir duygudur. Sadece canlılarda olur, olmayana da ‘odun gibi herif’ dersiniz…

Mesela aynı odada oturursunuz ama odanın sıcaklığı birinize çok sıcak veya soğuk gelirken birinize normal gelebilir ama termometreye göre tek sıcaklık vardır. Hissedilen sıcaklık da sıcaklığın canlılar üzerine yaptığı etkidir.

Devletin meteoroloji otoritesine (MGM) göre hissedilen sıcaklığa çevre, kıyafetlerin ısı direnci, vücut yapısı ve kişisel durumu gibi özel durumlarla birlikte termometre sıcaklığı, bağıl (nispî) nem, rüzgâr ve radyasyon gibi dört meteorolojik faktör de etkiler.
Yani aslında hissedilen sıcaklık sübjektif bir kavramdır. Dolayısı ile sıcaklığı algılama ve hissetme kişiden kişiye değişiklik gösterir.

Biz burada sadece nemin sıcaklık üzerindeki etkisi üzerinde duracağız. Diğerini kendin araştır, her şeye hazır konmak kötü bir alışkanlıktır.

Şimdi aceleci olanlar için nemli havanın neden sıcağı daha sıcak, soğuğu daha soğuk hissettirdiğini açıklayayım.

– Kışın soğuğunda nemli hava, “ıslak bir gömlekle sokağa çıkmak gibidir”.

– Yazın sıcağında nemli hava, “kaynar sudan çıkarılmış ve hamamda hiç buharlaşmayan ıslak bir gömlek giymek gibidir”. (Metaforlara gel…) 😂

Bu kadar… Gerek var mı daha fazla detaya?
Evet, diyenler için devam edeyim; hayır, diyenler zaten çoktan bırakmıştır okumayı.

Bildiğiniz gibi madde ve enerjiyi harekete geçiren çeşitli mekanizmalar vardır. Mesela;
1- Suyun aşağı akması veya her maddenin eğim yönünde hareket etmesi yükseltinin ‘fazla’ olduğu yerden ‘az’ olduğu yere doğrudur (Yerçekimi etkisiyle).

2- Elinizi sıcak bir duvara değdirirseniz ısının yönü, sıcaklığın daha ‘fazla’ olduğu yerden ‘az’ olan yere doğrudur. Yani duvar sıcaksa eliniz ısınır. Çünkü duvarın ısısı elinize geçer. Duvar soğuksa eliniz de soğur. Çünkü elinizin ısısı duvara geçer, eliniz ısı kaybeder (enerji transferi).

Yani demem o ki madde ve enerjinin hareket yönü bir şeylerin ‘fazla’ olduğu yerden ‘az’ olduğu yere doğrudur. Bunları neden anlattım? Az sonra anlatacaklarımı daha kolay anlayasınız diye…

Kışın ıslak gömlek giymek neden seni üşütür, cevabı yukarıda. Vücudun sıcak, dışarısı soğuk, soğuk gömlek senin vücut ısını emiyor ve bu nedenle üşürsün.

Yani kışın hava çok nemliyse havadaki su buharı molekülleri (yani nem) de çok soğuk olur. Su buharı molekülleri ne kadar fazlaysa senin sıcak vücuduna o kadar çok temas edip enerjini emer ve soğuğu daha soğuk hissedersin. Çok daha fazla üşürsün yani.

Örneğin bir kış gününde hem Erzurum’da hem de İstanbul’da sıcaklık (sıfırın altında) -5°C olsun. Erzurum’da hissedilen sıcaklık yine -5°C’dir, halk günlük yaşamına normal bir biçimde devam edebilir. Çünkü etrafında deniz yok, havada nem yok (yani çok az), bu nedenle Erzurum’un soğuğu adamı rahatsız etmez. Sibirya’daki insanlar -30°C veya -40°C sıcaklıklarda nasıl günlük yaşamlarını sürdürüyorlar? Çünkü hava kurudur. İstanbul’un nemini götürün bakalım ne kadar yaşayabilirler.
İstanbul’da sıcaklıklar -5°C’lere düştüğünde havayı çok daha soğuk hissedersin, belki -15°C ve seni ısıtacak kıyafet bulamıyorsun. Çünkü hava nemli ve nem vücuduna temas edip vücudun ısısını alıyor. Islak gömlek efekti yani…

Şimdi gelelim bugünlerdeki derdimize, nemli sıcağa…
İstanbul’un nemli sıcak günlerinde bir buz kalıbına âşık olup (üstteki fotodaki gibi) sımsıkı sarılasın gelir, değil mi? Bunu okuduktan sonra aklınıza gelen, buz kalıbı vücudumun ısısını alacak ve ben de serinleyeceğim oldu, değil mi? Belki bazılarınız aşk hayatında da bunu sürekli yaşıyor olabilir, neyse…

İnsanın normal vücut ısısı 36 buçuk-37°C arasındadır ve (bazı rahatsızlıklar dışında) değişmez, sabittir. Bu kadar sıcak herhangi bir maddeyi ortada bırakırsanız ısısını kaybederken vücudumuz bu ısıyı nasıl sabit tutabiliyor?
1- Dışarısı soğuksa titreyerek ısı üretir ve tüyler kabararak daha az ısı kaybının olmasını sağlar.
2- Dışarısı sıcaksa terler.

Burada bizi ilgilendiren ikinci madde. Hani sıcak günlerde vücudu ıslatır da serinlersiniz ya, işte terleme de bunun vücut tarafından yapılan ve ısıyı dengelemek için verdiği doğal reaksiyonudur.

Terleme vücudu soğutur mu?
Evet, soğutur ama kendini klimanın altında veya soğuk bir duş içinde hissettirecek kadar değil. Vücudun ısı dengesini koruyacak kadar.

Nasıl soğutur?
Su buharlaşırken ortamın ısısını alıp da buharlaşır. Yani suyun buharlaşması için enerji (ısı) alması gerekir. Vücudun terlediği zaman, derinin üzerindeki su tanecikleri (ter) buharlaşırken vücudunun ısısını alarak buharlaşır ve vücudun aşırı ısınmasını engelleyerek ısı dengesini korur. Böylece rahatlar, ferahlar ve bunaltı geçirmeyiz.

Peki, vücuttaki ter ya buharlaşmazsa?
İşte o zaman vücut soğumaz, tenimizde vıcık vıcık sıcak ter kalır, sıcağı daha sıcak hisseder ve bunalırız. Bu da hamamda sıcak sudan çıkarılan gömleği giyme efekti oluyor.

Ankara, Urfa, Anlışanlı Malatya gibi Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kuru bölgelerinde sıcaklıklar 40 dereceleri aşsa bile hava kuru olduğu için İstanbul, Mersin, hele o Güneş’e ateş eden Adanalılar yok mu, işte buralar kadar rahatsız etmiyor. Çünkü iç kısımlarda hava kuru olduğu için nem anında buharlaşıyor, vücudun ısısını alıp biraz ferahlamasını sağlıyor. Ama sahil bölgelerindeki kentlerde nem fazla olduğu için ter buharlaşamıyor.

“Tamam da hocaa, İstanbul, Mersin vesairede ter neden buharlaşmıyor da Angara, Malatya, Urfa’da buharlaşıyor?”
Sen hala okuyor musun? (İçimden sorduydum.)

Açıklayayım… Mutfak tezgâhına su dök. Eline iki bulaşık süngeri al. Biri tamamen ıslak, diğeri kupkuru olsun. İkisini de tezgâhtaki suyun üzerine koy. Hangisi daha çok su emdi?
“Kuru olanı tabii ki…”
Aferin! İşte nemli hava, ıslak sünger gibidir, ortamın suyunu pek almak istemez. Tok adam gibi, karnı neme tok daha fazla yiyemiyor.

Kuru hava da kuru sünger gibidir, azıcık su buldu mu lüüpp diye hemen emer, suyu buharlaştırır. Yazının başında “fazla olan yerden az olan yere doğru” gider dediydim ya…
Havada nem çoksa buharlaşma az, nem az ise buharlaşma fazla olur.

Hanımlar ve biz erkekler gibi çamaşır yıkayanlar bilir. Hava kuruysa çamaşırlar daha çabuk kurur, nemliyse bir türlü kurumak bilmez.

Kısaca…
1- Sıcak günlerde hava nemliyse vücuttaki ter buharlaşmaz, vücudu soğutup ferahlatmadığı gibi vücudunda kalıp vıcık vıcık bir hisle sıcağı daha sıcak hissedersin.
Mesela sıcaklık 35°C ve nem oranı %70 ise sen bunu 50°C hissedersin. Nem oranı yükseldikçe daha da sıcak hissedersin. Nem oranı %80 ise hissettiğin sıcaklık 57°C, %90 ise 64°C hissedersin. Bunlar nesnel ve hesaplanmış bilgilerdir. Sallama bilgiler değil. Ekteki tablodan bunları görebilirsin.

2- Soğuk günlerde hava nemliyse havadaki soğumuş su buharı tanecikleri sıcak vücuduna temas ederek vücut ısını alır ve dışarıdaki soğuktan daha soğuk hissedersin hem de soğukta ıslak gömlek giymiş gibi…
Mesela, “bugün İstanbul’da sıcaklık 10°C ama hissedilen 2°C” gibi.

Bu yazı da bu kadar…
Sabrınız için teşekkür ederim…
Sorusu olan?

Ne düşünüyorsunuz?

0 puan
Oyu artır Oyu düşür

Toplam oy: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

2017 Coğrafya ÖABT Puan Aralığı Anketi (DAR PUAN ARALIKLI)

2017-2018 Coğrafya Dersi Ünitelendirilmiş Yıllık Planları