in

Jeopolitik Teoriler

19.yy’ın başından itibaren gelişen ve zenginleşen Avrupa ülkelerinin yayılma politikalarını ön plana almaları her devletin yayılma politikaları ile ilgili çeşitli siyasi görüşler geliştirmesine neden olmuştur. Örneğin; bir kara devleti olan Almanya yayılma politikalarını sürdürebilmek için kara hakimiyet teorilerini geliştirmiştir.

[su_spoiler title=”Kara Hakimiyet Teorisi – Mackinder” style=”fancy” anchor=”karahakimiyetteorisi”]Mackinder 1861-1947 yılları arasında yaşamıştır ve Londra Üniversitesi’nde coğrafya profesörü olan Mackinder 1904 yılında tarihi coğrafya Mihveri adı altında bir konferans düzenlemiştir. 1919 yılında ise Demokratik İdealler ve Gerçek adlı kitabını yayımlamıştır. Mackinder kendine ait bir kara hakimiyet teorisi geliştirmiş ve bu teoriye Avrasya’nın merkezi kısmının dünya siyasetinin pilot sahası olarak belirlemiştir. Bu teoriye göre doğu Avrupa’dan başlayarak Orta Asya ve Sibirya zengin doğal kaynakları nedeniyle Heartland (Kalp yeri) olarak adlandırılmıştır. Mackinder batı Avrupa’dan başlayarak Akdeniz Bölgesi, Ortadoğu, Hindistan, güneydoğu Asya ve Çin’i içerisine alan bölgeleri kenar kuşak (hilal) olarak nitelendirmiştir. Avrasya ve Afrika’yı içerisine alan sahaları Dünya Adası olarak adlandırmış Heartland’da sahip olan ülkenin kenar hilale sahip olacağını, kenar hilale sahip olan ülkenin Dünya adasına sahip olacağını ve böylece dünya nüfusunun %90’ına hükmedeceğini ileri sürmüştür. Dünya Adasına sahip olan ülkenin aynı zamanda tüm dünyaya sahip olacağını belirtmiştir. Mackinder I. ve II. Dünya Savaşlarından sonra görüşlerinde önemli değişiklikler yapmıştır. Bunun nedeni batı dünyasının her iki savaşta da galip gelmesi ve doğu bloğu ülkelerinin birer kara devleti olarak fazla varlık gösterememeleridir. Mackinder Baltık Denizinden Balkanlar’a kadar olan sahayı siyasi açıdan önemli bir bölge olarak belirtmiş ve bu bölgenin ancak Almanya ve Rusya tarafından kontrol edilebileceğini ileri sürmüştür. Mckinder’in teorisine göre Heartland’a sahip olan Rusya kenar hilale doğru yaptığı yayılma faaliyetlerinde başarısız kalmış ve kenar hilal ülkeleri Rusya’nın kontrolüne girmemiştir. Buna karşın Amerikalı coğrafyacılar A. Mahon ve N. Spykman deniz hakimiyetine dayanan görüşleri günümüzde gerçekleşme aşamasındadır.
kara hakimiyet teorisi
Harita: Kara hakimiyet teorisi[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Kenar Kuşak Hakimiyet Teorisi – N. Spykman” style=”fancy” anchor=”kenarkusakhakimiyetteorisi”]N. Spykman 1893-1943 yılları arasında yaşamıştır. N. Spykman kara hakimiyet teorisiyle Mahon’un deniz hakimiyet teorisini birleştirerek bu iki görüşü birlikte irdelemiş ve kenar kuşak hakimiyet teorisi adı altından bir yayılma teorisi geliştirmiştir.
N. Spykman ABD’nin yayılma politikalarında en büyük engel olarak Almanya’yı görmekteydi. N. Spykman Batı Avrupa’dan başlayarak Akdeniz, Ortadoğu, Hindistan, Güneydoğu Asya ve Çin’ kapsayan bölgeleri yani mc. Kinder’ın kenar hila adını verdiği bölgeyi Rimland olarak adlandırmıştır. Mc. Kinder’ın görüşlerine karşın rimlandın hem ekonomik açıdan hem nüfus açısından hem de siyasi açıdan daha güçlü olduğunu belirtmiş ABD yayılma politikalarını kıtalar arası ölçekte sürdürecekse önce Rimland ülkelerini ele geçirmeli daha sonrada zengin doğal kaynaklara sahip bulunan Heartlan’ı ele geçirmelidir. N. Spykman’ın bu görüşleri ABD ve İngiltere Tarafından 20.yy’ın başından itibaren Uygulamaya konulmuş Ortadoğu ve güney Asya ülkeleri büyül ölçüde yayılma politikaları doğrultusunda kontrole alınmıştır.
N. Spykman Ayrıca Rimland da yer alan hiçbir ülkenin bu bölgede hakimiyet kuramayacağını ileri sürmüştür. Bu yayılma politikaları doğrultusunda deniz kuvvetlerinin ve kara kuvvetlerinin geliştirilmesini belirtmiş ABD bu görüş doğrultusunda tüm deniz ve okyanusları denetiminde tutan büyük filoları oluşturmuştur.
kenar kuşak hakimiyet teorisi
Harita: Kenar Kuşak Hakimiyet Teorisi[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Hava Hakimiyeti Teorisi – H. Scitaklian” style=”fancy” anchor=”havahakimiyetiteorisi”]Hava Hakimiyeti Teorisi’nin temellerini havacı Albay Havsy Scitaklian atmıştır. Bu teoriye göre, “Havaya hükmeden bir millet, dünyaya hükmeder.” Bu nedenle havacılık alanında daima üstün olunmalıdır.
Hava Hakimiyet Teorisi’nin uygulanması, II. Dünya Savaşı ile başlamış ve günümüzde yaşayan bölgesel savaşlarda devam etmektedir. Bunlara Vietnam Savaşı, İran Krizi, Körfez Harekatı örnek olarak verilebilir.
II. Dünya Savaşı’nda hava saldırıları, savaşın gidişatında önemli bir rol oynamıştır. Avrupa’da Alman uçakları, Uzak Doğu Asya’da Japon uçakları “Gökten Gelen Bela” olarak adlandırılmıştır.
hava hakimiyet teorisi
Harita: Hava Hakimiyet Teorisi[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Deniz Hakimiyeti Teorisi – Alfred T. Mahan” style=”fancy” anchor=”denizhakimiyetiteorisi”]A. Mahan 1840-1914 yılları arasında yaşamıştır. A. Mahan bir devletin büyüklüğünü, kıyıların uzunluğu ve limanların özelliğiyle ölçülebileceğini belirtmiş uluslararası ilişkilerde kontrolün deniz egemenliğine bağlı olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle “ABD eğer büyük bir devlet olmak istiyorsa yayılma politikalarını denizlere ve okyanus aşırı bölgelere taşımak zorundadır” demiştir.
ABD Mahan’ın görüşleri doğrultusunda orta Amerika da ki Karayip adalarını Büyük Okyanustaki Hawaii Adalarını işgal etmiş ve buralarda deniz üsleri kurmuştur. 1898 yılında İspanya ile giriştiği savaş sonrası Filipinler’i alarak Asya kıtasına yayılma politikaları doğrultusunda önemli bir üs elde etmiştir.
A. Mahan Amerika’nın önünde büyük bir engel olarak geniş ve kesintisiz bir ülkeden söz etmektedir. Bu ülke Rusya’dır. Rusya’nın kara hakimiyetin de üstünlüğünü kabul etmekle birlikte önemli dezavantajlarının da bulunduğunu ileri sürmüştür. A. Mahan stratejik açıdan Süveyş ve Panama Kanallarının hem ekonomik hem de uluslar arası siyaset açısından önemli olduğunu vurgulamıştır. A. Mahan Asya kıtasında 30. ve 40. Kuzey paralelleri arasında kalan sahanın İngiltere ile Rusya arasında önemli bir çatışma alanı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca ABD, İngiltere, Almanya ve Japonya’nın Rusya’ya karşı birlikte hareket edeceklerini ileri sürmüştür.
deniz hakimiyet teorisi
Harita: Deniz Hakimiyet Teorisi[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Kuşatma Teorisi” style=”fancy” anchor=”kusatmateorisi”]Kuşatma Teorisi, günümüz jeopolitikçilerinin bazıları tarafından 1990’lı yılların başlarında ortaya atılmıştır. Bu teoriye göre, dünya iki jeostratejik bölgeden oluşur. Bunlar Rusya ve Çin’den oluşan Kıtasal Avrasya ile ABD, Batı Avrupa ve Japonya’dan oluşan Deniz Ticaretine Bağımlı Bölge‘dir. Bu iki bölge arasındaki bölge ise Hassas Bölge olarak adlandırılır. Hassas Bölge içerisinde Orta Doğu, Orta Asya, Güney ve Güneydoğu Asya, Okyanusya, Afrika ve Avrupa ülkeleri yer almaktadır.
Hassas Bölge, Avrasya ve Deniz Bölgesi güç merkezleri tarafından sürekli olarak bir kuşatma altındadır. Hassas Bölge ülkeleri az gelişmiş olmaları nedeniyle hedefi ve potansiyel kriz bölgeleri haline gelmiştir.[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Yeni Domino Taşları Teorisi” style=”fancy” anchor=”dominoteorisi”]Domino taşlarının devrildiklerinde sırayla yanlarındaki taşları da devirmeleri esasına dayalı oyundan esinlenerek, ABD’li siyasetçilerin Soğuk Savaş döneminde bir ülkenin komünist idare altına düşmesinin komşu ülkelere de komünizmin yayılmasına sebebiyet verebileceği varsayımına dayanan teorileri. Çin’de 1949 yılında komünist idarenin kurulması, 1950’de Kore Savaşı’nın çıkması ve 1954 yılında Vietnam komünist ordusu Viet Minh’in Çinhindi’ye hakim sömürgeci kuvvet Fransa’yı büyük bir yenilgeye uğratması neticesinde Vietnam’ın kuzeyinde bir komünist idarenin kurulması ABD’de komünizmin bir ülkeden diğerine atlayarak tüm Asya’ya yayılacağı zannını uyandırdı. Dönemin ABD Başkanı Dwight Eisenhower’ın 7 Nisan 1954 tarihinde yaptığı basın açıklamasında bu endişeye ilk kez resmi ağızdan değinilmiş, bu da Kore Savaşı’nda olduğu gibi ABD müdahalelerinin altyapısını oluşturmuştu. Öte yandan, Sovyetler Birliği ve komünist dünyaya komşu ülkelere yönelik çeşitli askeri, siyasi ve ekonomik önlemleri içeren Çevreleme politikası da bu şekilde ABD dış politikasında önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Öte yandan, Vietnam Savaşı’nda ABD’nin başarısızlığa uğraması sonucunda önce Güney Vietnam, sonra da Laos ve Kamboçya komünist idarelerin eline geçtiyse de, beklenen domino etkisi ortaya çıkmamış ve komünizmin Asya’da yayıldığı ülkeler bunlarla kısıtlı kalmıştır.[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Tarihin SonuTeorisi – F. Fukuyama” style=”fancy” anchor=”tarihinsonuteorisi”]”Tarihin Sonu” teorisi, Francis Fukuyama tarafından ortaya atılmıştır. Fukuyama dünya üzerindeki siyasi gelişmeleri incelemiş ve özellikle Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Romanya Devrimi ve Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından dünyada tek kutuplu bir sisteme doğru gidildiğini belirtmiştir. Fukuyama’ya göre bu sistem liberal, kapitalist batı demokrasisidir. İnsanoğlu, tarih boyunca aradığı en ideal sistemi bulduğuna göre, tarih sona ermiştir.[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Medeniyetler Çatışması Teorisi – S. Huntington” style=”fancy” anchor=”medeniyetlercatismasiteorisi”]Samuel P. Huntington tarafından hazırlanan makale 1993 yılında Foreing Affairs Dergisi’nin Yaz Dönemi sayısında yayınlandı. Huntington’un bu tezi, Fukuyama’nın Tarihin Sonu tezine karşılık olarak Dünya’da yeni hareketlenmelerin olacağını ve 21. yüzyılın Medeniyetler Çatışmalarına sahne olacağını öngörmektedir.
Huntington’a göre; bundan sonra Dünya’daki mücadelenin esas kaynağını ideolojik veya ekonomik faktörler değil de kültürel nedenler oluşturacaktır. Milli (Ulus) devletler, az da olsa önemini yitirecek ve Dünya’daki mücadelelerin temelinde, farklı medeniyetlere sahip milletler (gruplar) yer alacaktır. Huntington, kendince bir takım medeniyet ayrımları, belli bir medeniyet sınıflandırması da yapmaktadır. Daha doğru bir ifadeyle, birbirleri ile çatışma ihtimali bulunan uygarlıkları sıralamaktadır. Ancak, Huntington’dan çok daha önceleri “A Study of History” adlı çalışmasında tarihçi Arnold Toynbee, kendi uygarlık sınıflamasını ortaya koymuştur.
Toynbee, sınıflamalarında 21 uygarlıktan söz ederken, Huntington 7-8 uygarlığı içerisine alan bir medeniyet sınıflandırmadan söz etmektedir. “Medeniyet kimliği, gelecekte artan bir şekilde ehemmiyet kazanacak ve dünya büyük ölçüde, belli başlı yedi veya sekiz medeniyet arasındaki etkileşimle şekillenecektir. Bunların içine Batı, Konfüçyus, Japon, İslam, Hint, Slav Ortodoks, Latin Amerika ve muhtemelen Afrika medeniyetleri giriyor”. Tamamen masum gibi görünen bu sınıflandırmayı biraz daha dikkatlice inceleyecek olursak, bu uygarlık sınıflandırmasının temelinde bir takım dinsel ayrımların olduğunu görürüz. Batı’da Hıristiyanlık, Çin’de Konfüçyüs dini (inanışı), Japonya’da Şintoizm ve Budizm, Asya’da ve Ortadoğu’da İslam, Balkanlar’da (Slavlarda) Ortodoks inancı, Latin Amerika’da eski dinsel inançların başatlığı ve Afrika’da ise kabile yaşantılarına bağlı olarak ortaya çıkan ilkel dinler.
medeniyetler çatışması teorisi
Harita: Medeniyetler Çatışması Teorisi[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Medeniyetler Bütünleşmesi Teorisi – B. Buzan ve G. Segal” style=”fancy” anchor=”medeniyetlerbutunlesmesiteorisi”]Medeniyetler Bütünleşmesi Teorisi, İngiliz araştırmacılar Barry Buzan ve Gerald Segal tarafından ortaya atılmıştır. Bu kişiler, Medeniyetler Çatışması teorisine karşı çıkmakta ve Huntington’un Batı Medeniyeti’ni hiç tanımadığını öne sürmektedirler.
Medeniyetler Bütünleşmesi Teorisi bütün medeniyetlerin tek bir medeniyet altında (Batı Medeniyeti) bütünleşmesini savunur. Bu teori için diğer medeniyetlerin varlığı rahatsız edicidir. Bu anlamda Medeniyetler Bütünleşmesi Teorisi’nin kültürler ve medeniyetler açısından daha tehlikeli olduğu söylenebilir.[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Büyük Satranç Tahtası Teorisi – Z. Brzezinski” style=”fancy” anchor=”satranctahtasiteorisi”]Büyük Satranç Tahtası Teorisi, Zbigniew Brzezinski tarafından ortaya atılmıştır. Brzezinski 1997 yılında kaleme aldığı bu teoriyle ilgili eserinde dünyayı büyük bir satranç tahtasına benzetmiş ve en verimli oyun alanının “Avrasya” olduğunu belirtmiştir. Bu oyun alanının baş oyuncusu ise ABD’dir. Brzezinski eserinde 5 jeostratejik oyuncu ile 5 jeopolitik mihver belirlemiştir. Brzezinski’ye göre Rusya, Almanya, Fransa, Çin ve Hindistan etkin oyunculardır. Ukrayna, Azerbaycan, Güney Kore, Türkiye ve İran ise jeopolitik mihver rolünü oynamaktadırlar.
büyük satranç tahtası teorisi
Harita: Büyük Satranç Tahtası Teorisi[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Entrika Çemberi Hakimiyet Teorisi – T. Marrs” style=”fancy” anchor=”entrikateorisi”]Entrika Çemberi Hakimiyet Teorisi, Teze Marrs tarafından ortaya atılmıştır. Marrs’a göre dünyayı yönetenler İç çemberde yer alan ve dünyanın en zenginleri olan on üyeli bir güç şebekesidir. İç çembere hizmet eden başka çemberler de bulunmaktadır. Bunlar, siyasiler, yatırımcılar ve büyük şirket başkanlarından oluşur. Sözü edilen güç şebekesinin amacı başkenti Kudüs olan bir dünya devleti kurmaktır. Bu güç şebekesine illüminati adı verilmektedir. İllüminati gizliliğe önem veren ölümcül bir şebekedir. Bu cemiyete girebilmenin temel şartı W.A.S.P (White Anglo-Saxon Protestan) yani Beyaz renkli Protestan İngiliz olmaktır. Başka bir din ya da ırka mensup olanlar bu örgüte giremezler. ABD başkanlarının çoğu illüminatinin üyesidir. Bu örgüte ihanet etmenin cezası ölümdür.[/su_spoiler]

[su_spoiler title=”Uzay Hakimiyet Teorisi” style=”fancy” anchor=”uzayhakimiyetteorisi”]ABD eski Devlet Başkanı George W. Bush’un desteklediği bu teorinin ana düşüncesi “Uzaya hakim olan dünyaya hakim olur” şeklindedir. Bu nedenle havacılıkta daima üstün olunmalıdır.
Uzay Hakimiyet Teorisi için Hava Hakimiyeti Teorisinin gelişmiş sürümüdür diyebiliriz. Diğer teorilere benzerlik gösterir fakat en ayırt edici özelliği hakimiyet alanı (dünya dahil) dünyanın da dışına çıkmıştır. Bu yolla ABD, uzaya hakim olmak istemektedir.
ABD’li yetkililere göre bu teorinin uygulanabilmesi için 10 yıl yeterlidir.
Teorinin uygulanmasındaki sakıncalar başta Rusya ve Çin olmak üzere birçok ülke tarafından tehdit olarak anılmaktadır. Çünkü Uzay Hakimiyeti Teorisi uydularla tüm dünyanın denetlenmesini ve kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.[/su_spoiler]

Bir Cevap Yazın

Coğrafya hayata yön verir.

Puan verir misin?

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Coğrafya – KPSS P121 Sonuçları

Coğrafya Atamaları Ne Zaman Olacak?